ROSA’DAN SARA’LARA KADININ ÖZGÜRLÜK SAVAŞIMI KAZANACAK

354

Ocak ayında ölümsüzleşen Enternasyonal devrimci önderlerimiz V.İ Lenin, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, ahbarik Hrant Dink, Kürt kadın hareketinin öncülerinden ;Sakine Cansız’la birlikte katledilen Leyla Şaylemez, Fidan Doğan, Bakur Kürdistan’da Cizrede özyönetim direnişinde ölümsüzleşen Sewe Demir şahsında Ocak ayında yitirdiğimiz tüm özgürlük mücadelesinin önder ve savaşçılarını, yılmaz neferleri selamlıyor onların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Anılarını önder kabul ediyoruz.
Rosa Luxemburg, Sakine Cansız, insanlığın, halkların, kadınların kurtuluş davasına adanmış iki devrimci ömür. Hayatlarını kadının özgürlüğüne, halkların eşitlik, özgürlük savaşımına adamış iki uslanmaz yürek. Ömürlerini; devrimin engeller dolu yollarına sunmuş, aydınlık yürekli devrimci kadın yoldaşlarımız. Erkek egemen kapitalist sisteme, her türlü gerici, şovenist politikaya karşı direngen, hudutsuz başdı onlar. Aydınlık bilinçleri, devrime inançla çarpan coşkulu yürekleri, mücadelelerine olan tutkuları, yoldaşlarına güvenleri tamdı.Sınıf düşmanlarına öfkeleri sonsuz ve uzlaşmaz olan bu iki yürekli kadın ayrı zaman dilimlerinde bir Ocak ayında alçakça katledildiler. Sakine Cansız yoldaş “yaşamı hep mücadele” olan yiğit bir Kürt kadını. Kürt kadının özgürlük mücadelesinin öncü kadınlarından. Sömürgeci, faşist, cinsiyetçi politikalara karşı ömrü boyunca mücadelenin öncü neferlerinden oldu. 12 Eylül faşist darbe yıllarında Amed zindanında Kürt tutsaklara dönük kişiliksizleştirme, teslim alma politikalarına karşı direnişin sembollerinden oldu. Yaşam felsefesini eylemselliğiyle büyütenlerdendi. Katledilmeleri tesadüf değildi.
Sömürgeci Türk devleti bu katliamı MİT, Fransız istihbarat ortaklığınca gerçekleştirdiği artık biliniyor. Paris’in merkezinde işlenen bu katliam Kürt halkının özgürlük mücadelesini,Kürt kadının direnişini hedefliyordu.
Rosa, kartal bakışlı kadın 100 yıl önce 15 Ocak’ta mücadele yoldaşı Karl Liebknecht’le birlikte, Alman burjuvazisinin ihanetçi güçleri tarafından öldürüldü. Rosa, özgürlük ve sosyalizm mücadelemizin başeğmez önder komünist kadınlarındandı. O bastırılamayan direngenliği, inançla dolu yüreğini Alman emekçi halklarının sosyalizm mücadelesine adadı. Güçlü bir Enternasyonalist ruha sahipti. Bu nedenle Rusya’da başlayan Ekim devriminin başarısından duyduğu büyük mutluluk ve heyacanı Alman emekçi halklarına taşımak için yoldaşlarıyla birlikte canla başla emek harcamaktan yorulmadı. Ulusal düşmanlıkların ve emperyalist savaşın kaynağı olan kapitalizme karşı yılmadan mücadele etti. O emperyalist çıkar çatışmalarına, emekçi halkların, işçilerin ortak edilmemesi için barış mücadelesinin kararlı savunucusu oldu. Gerici ulusal, şoven anlayışlarla karşı karşıya gelmeyi, “düşman” saflarda kalmayı göze aldı. Onun, tüm ömrünü işçi sınıfının, halkların, kadınların, sosyalizm mücadelesine adadığı yüreği tüm canlılara sevgiyi barındıran enginliğe sahipti. O erkek egemen kapitalist dünyaya başkaldıran hudutsuz bir baştı. Kartal bakışlı Rosa, Alman burjuvazisinin korkulu rüyası oldu. Ömrünün son günlerinde, o karanlık zamanlarda dahi sosyalizmin kazanacağına dair inancını hiç kaybetmedi. Rosa “her şeye rağmen görev başında, bir sokak çatışmasında, ya da darağacında can vermek isterim.” demişti. Düşlediği gibi olmasada ölümü yine mücadele içinde, görevlerinin başındayken onu buldu. Alman burjuvazisiyle işbirliği içinde olan ihanetçi çeteci güçler, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’i alçak bir planla öldürerek onların savunularından kurtulacaklarını hesapladılar. Yanıldılar! Rosa, öldürülmeden bir gün önce yazdığı yazısında düşmana olan kinini, mücadelesine olan güvenini yansıtıyordu. “Kum üzerine kurulu sizin ‘düzeniniz’. Devrim daha yarın olmadan ‘zincir şakırtıları arasında yine doğrulacaktır!’ ve sizleri dehşet içinde bırakıp, trampet sesleri arasında şunu bildirecektir: Vardım, varım, var olacağım.”1919 yılının 15 Ocak günü Rosa ile birlikte katledilen Karl Liebknecht’in son yazısı da, “Sıkı durun, yenilmedik” diyordu ve ekliyordu: “Çünkü Spartakis, ateş ve ruh demektir. Yürek ve can demektir….. bizler ister yaşayalım, ister yaşamayalım, programımız yaşayacaktır ve kurtulan halkların dünyasına egemen olacaktır. Her şeye rağmen.” İki asi baş, iki uslanmaz devrimci yürek katledildi. Onları katledenler dün olduğu gibi bugünde büyük yanılgı içindeler. Onların uğruna ölümü göze aldığı özgürlük ve sosyalizm davası büyük zaferler ve yenilgileri de bir arada yaşadı.Ama asla bitmeyen bir mücadelenin gelişimine tanıklık etti.
Bugün Dünya üzerinde Avrupadan, Ortadoğuya, Afrikadan Amerikaya kadar ezilenler, emekçiler, kadınlar kapitalizmin yol açtığı derin yoksulluğa, açlığa, toplumsal şiddete, cinsiyetçi politikalara karşı mücadele yürütüyorlar. Rojava kadın devrimimiz yeni yılda kazanımlarını büyütürken bir yandan devrimin düşmanlarına karşı özsavunmasını geliştirip güçlendiriyor. Ezilenlerin, emekçilerin kapitalizme karşı geliştirdiği mücadele, elde ettiği kazanımlar erkek egemenlikçi sistemin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Tarihten bu yana burjuva egemenlikçi sistemler, ezilenlerin öfkesinden, halkların direnişinden, kadınların özgürlük tutkularından ve mücadelesinden korktular. Bu nedenle her türlü alçak, korkakça saldırı ve katliama başvurdular. 1919 Almanya’sından, 2013 Paris’ine… İsimleri, ulusları değişsede katiller ve onların yöntemleri değişmedi. Burjuvazinin planlarını boşa çıkarmak, birleşik mücadele zemininde özgürlük savaşımımızla sokakları tutuşturmaktan geçiyor. Ellerine ölümsüzlerimizin kanları bulaşan kapitalistlerden hesap sormak ancak sosyalizm davasını yükseltmekle mümkündür. Ölümsüzlerimizin anılarına ve mücadelesine sahip çıkarak sosyalizm mücadelemizi büyütelim!
Kahrolsun Barbarlık Yaşasın Sosyalizm!
Yaşasın Enternasyonalist Mücadelemiz!
Rosa’dan Sara’lara özgürlük mücadelemiz kazanacak!
16 Ocak 2019
KBDH Genel Konseyi

 

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız