Derik’te Ceren Güneş, Aynur Ada ve İmran Fırtına ile 11 QSD Savaşçısı binler tarafından sonsuzluğa uğurlandı

357

Til Temir-Serêkaniyê hattında işgale karşı direnişte ölümsüzleşen DKP/Birlik MK Üyesi Ceren Güneş,  DKP/BÖG savaşçıları Aynur Ada ve İmran Aydın ve DSG savaşçıları Derik’te binlerce kişinin katıldığı törenle son yolculuklarına uğurlandı. Törende şehitlerin mücadelesini devam ettirme ve işgale karşı direnişi büyütme sözü verildi.

İşgale karşı onur ve özgürlük direnişinde ölümsüzleşen DKP/Birlik MK Üyesi Özge Aydın (Ceren Güneş), DKP/BÖG MK Üyesi Göze Altunöz (Aynur Ada) ile DKP/BÖG savaşçısı Yasin Aydın (İmran Fırtına) ile DSG savaşçıları Ebdulselam Hesen (Harûn Çiya), Sefqan Mûsa (Sefqan Dêrik), Masûm Mecid (Botan), Melik Mihemed (Botan Ceger), Sabrî Ebdulrehman (Xebat Dêrik), Besil Şawêş (Mîtan Qehreman), Îbrahîm Hesen (Egîd Dêrik), Ridwan Mihemed (Kortayî Amed), Rohlah Tirnsa (Şahan Melekşah), Cîhan Atîk (Bahoz) ile Türkiye-Rusya devriyesini protesto ederken katledilen Serxwebûn Elî, Dêrik’te bulunan Şehîd Xebat Şehitliği’nde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı.

Cenazeler Şehîd Hogir Hastanesi’nden alınarak yüzlerce araçlık konvoyla şehitliğe getirildi. Ağıtlar ve direniş sloganlarının birbirine karıştığı törene, DSG, YPG-YPJ, MLKP, KKÖ, DKP/BÖG, DKP/Birlik, TKP/ML TİKKO, MKP ve TKEP/L savaşçılarının yanı sıra Özerk Yönetim, TKŞ, PYD, TEVDEM’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

‘ÜÇÜNÜN DE KAVGASINI EN İLERİYE TAŞIMAYA YEMİN EDİYORUZ

            DKP/Birlik adına konuşan Vural Ergin “Bundan on sene önce, neredeyse on sene önce, bir kuş kanat çırparak ayrıldı yuvasından. Kanatları her çarptığında gövdesine, biraz daha hızlandı. Çünkü her çarptığında kanatları gövdesine, hissetti, yeni ve büyük bir serüvene gireceğini. Girdi büyükçe serüvenlere. Hiç tereddüt etmeden. Hiç sakınmadan. Ve ne olursa olsun, her defasında, kendi kendine söyledi: BU GÖKYÜZÜ BİZİM! BU GÖKYÜZÜ BİZİM! BU GÖKYÜZÜ BİZİM! 

Hain ya o gökyüzü, kalleş ya o gökyüzü, acımadı kuşa. Bir sabah, 3 Kasım sabahı, yaralanmışken kuş kanadından, bir de o gökyüzü vurdu kuşa. Dayanamadı kuş. Düştü yeryüzüne. Değdi gövdesi toprağa… Sonra, sonra ağladı bütün bulutlar. Aşağıdakiler, yağmur sandı ilk. Sonra, gözyaşları değince kuşun kanatlarına, birden, göğün en derinlerinden, bir ses yükseldi. Aşağıdakiler, gök gürültüsü sandı ilk.

            Sonra içlerinden biri; “Durun” dedi “bir iş var burada” kızgınca… “Sanki yağmur değil bu, tıpkı gözyaşı gibi. Sanki gökte gürlemiyor, bulutlar bize bir şey anlatmaya çalışıyor.” Sonra, hep bir kulaktan dinlediler bulutları. Sonra, hep bir ağızdan tekrar ettiler duyduklarını: BU GÖKYÜZÜ BİZİM! BU GÖKYÜZÜ BİZİM! BU GÖKYÜZÜ BİZİM!

            Kuş öldü. Onuruyla öldü. Kuş ölür zaten. Öylesi bir uçuşun, öylesi bir serüvenin, en makul sonucudur zaten öylesi onurlu bir ölüm. Ama uçuşu unutanın kalbi kurusun! Ama uçusu unutanın yüreği çatlasın! Ama uçuşu unutanın..!

            O uçuş ki, Muğla’da, bir taşra kasabasında, yoksul bir ailenin çoçuğu olarak, lise mücadelesi saflarına, oradan tıp fakültesi kampüslerine, Ankara-İstanbul sokaklarına, oradan Rojava mevzilerine değin bir hikayeyi anlatıyor bize. Bir serüveni anlatıyor… Düzenin kendisine sunduğu, bütün imkanları redderek, mevcut devrimci tüm tabuları yıkmayı, kendisine görev edinmiş, bir tıbbiyelinin hikayesini anlatıyor. Hem bir MK üyesi, hem bir kurucu kadro, hem bir komutan, hem de her daim cephenin en önünde bir savaşçı olarak; 71 devrimciliğini, bugünde yaşatan, özgür bir kadının hikayesini anlatıyor. Bugün burada Ceren yoldaşı anıyoruz.

            Biz Ceren yoldaşı, Ankara sokaklarından, Rojava mevzilerinden, Menbic direnişinden, komutanlık yaptığı Rakka cephesinden tanıyoruz. Biz Ceren yoldaşı, her daim zulasında sakladığı, kızıl öfkesinden tanıyoruz. Biz Ceren yoldaşı, Aynur ve İmran yoldaşla birlikte, omuz omuza yürüttüğü, kavgasını verdiği mücadelesinden tanıyoruz. Ve taşıdığı özgürlük ruhundan tanıyoruz.

            Bugün, düşman gücü, Aynur ve Ceren yoldaş şahsında, kara-propaganda ile iki yoldaşımızında bütün devrimci değerlerini, yere düşürmeye çalışsa da… Ne Aynur yoldaş, ne İmran yoldaş, ne de Ceren yoldaş, üçüde, bir kaç burjuva paçavranın, popülist siyasetine mal edilecek kimseler değildirler. Üçüde, açlığa, zulme, sömürüye ve ataerkiye karşı silahlı mücadelenin önderleridirler.

            Bu dakikadan sonra, sözümüz söz olsun, sözümüz onur olsun, üçününde kavgasını en ilerden taşımaya, bu gökyüzü bizim demeye, bu gökyüzünü fethetmeye, yemin ediyoruz. BİZ KAZANACAĞIZ! BİZ KAZANACAĞIZ! BİZ KAZANACAĞIZ! “

            ‘SAVAŞTIĞIMIZ HER KARIŞ TOPRAĞI ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ’
Enternasyonal Özgürlük Taburu adına konuşan Torlak Pir Kurtuluş da “Bugün Türkiyeli devrimciler Aynur, İmran ve Ceren yoldaşlar ile birlikte 14 arkadaşımızı sonsuzluğa uğurluyoruz. Onlar Rojava devrimini savunmak için işgalci faşist Türk devleti ve onun beslediği çetelere karşı savaşırken Til Temir cephesinde ölümsüzleştiler” dedi. Şehitlerin son nefeslerine kadar mücadele ettiklerini dile getiren Kurtuluş şunları söyledi: “Tereddüt etmeden en ön cephelerde yerlerini aldılar. Deniz Gezmişlerden, Mahir Çayanlardan devraldıkları bayrağı Rojava topraklarına taşıdılar. Komutan Ulaş Bayraktaroğlu, Nubar Ozanyan ve Baran Serhat yoldaşlar gibi mücadelenin en önündeydiler. Kanlarımız bu coğrafyada yaşayan halkların kanıyla karıştı. Onlar tarihe sökülemeyecek çivi çaktılar. Biz enternasyonal savaşçılar Aynurların, İmranları, Cerenlerin devamcıları olarak söz veriyoruz ki savaştığımız her karış toprağı özgürleştireceğiz.”

‘TESLİMİYETİ KABUL ETMEDİK, TARİHİ DİRENİŞİMİZİ YAZACAK’
Törende Özerk Yönetim adına konuşan Heyfa Erebo, şehit ailelerine ve tüm Kuzey ve Doğu Suriye halklarına başsağlığı diledi. Türkiye’nin ve desteklediği çetelerinin işgal saldırısına tüm dünyanın sessiz kaldığına dikkat çeken Erebo, “Tarihi onur ve özgürlük direnişi bütün dünyaya insanlık dersi veriyor. Sadece 30 gün değil Rojava devriminin başladığı ilk günden bugüne kadar halklarımız ile birlikte ayaktayız. Biz dünyada herkesin korktuğu IŞİD terörüne karşı mücadele verdik. Bizim mücadelemiz bütün halkların mücadelesi haline geldi. Bugün burada bütün halklardan savaşçıları sonsuzluğa uğurluyoruz. Türk, Arap, Kürt halklarımızın evlatlarını sonsuzluğa uğurluyoruz. Cephelerde birlikte omuz omuza savaşan çocuklarımızı bugün bu şehitlikte sonsuzluğa uğurluyoruz” dedi.

İşgalin halkların mücadelesiyle boşa çıkaracağını vurgulayan Erebo, “İşgalciler ve dostlarının dayattığı teslimiyeti kabul etmedik. Yıllardır çetelere karşı direniyoruz. Bu halk hergün evlatlarını toprağa veriyor. Bu halk sonuna kadar Türk devletine de, onunla işbirliği yapanlara karşı da direnecektir” diye konuştu.

İşgale karşı cephelerde kahramanlık destanları yazıldığını dile getiren Erebo, “Kimse savaşın bittiğini düşünmesin. Şuan savaşçılarımız işgalcilere karşı büyük direniş ortaya koyuyorlar. Ayakta olmaya devam edeceğiz, tarih direnişimizi yazacak” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından şehitlerin şehadet belgeleri okunarak ailelerine teslim edildi. Ardından cenazeler omuzlara alınarak, sloganlar ve ağıtlar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız