Yoldaşı Ertan: Ceren Güneş Olabilmek

261

Bu yazıyı, Ceren yoldaşın yaralandığını duyduğum, hastanede komada olduğu ilk gün kaleme alıyorum. Tabi yazıyı yazarken yarım bırakıp bahçede dolaştım, uyuyup uyandım. Hep Ceren yoldaşla iyi kötü günlerimizi, kavgalarımızı düşündüm. İçimden bağırıp çağırıyorum; ajitasyon çekiyor, şiirler okuyorum, ama bir türlü sakinleşemiyorum. Kendime kızıyorum, neden o zamanları daha iyi değerlendiremedim. Zamanı geri almanın bir çaresi yok muydu, en çok da bunu düşündüm. Tekrar uyumak istedim, bu olay keşke kötü bir kâbus olsa ve uyandığımda bitse, diye düşündüm.

İçimizde fırtınalar esiyordu; öylece durup düşünmek, saatlerce hiç kımıldamadan dünyanın bir ucuna gidip gelmek, beyninin içindeki damarlar çatlayıncaya kadar düşünmek… Yoldaşlarımızı şehit verirken düşmanın karşısına daha fazla çıkmak, ondan hesap sormak… Öyle kolay değildi içimizde fırtınalar esiyorken sakin kalabilmek, hareket etmek için tam zamanını bekleyebilmek…

Benim amacım bu yazıyı kimin yazdığını söylemeden, Ceren yoldaşın yatağının üstüne koymak ve Ceren yoldaş iyileşip geldiğinde bu yazıyı onun okumasını sağlamak. Gerçi o ayağa kalktığında bunların hiçbirisinin önemi kalmayacak.  Hastanede iki gündür komada olan yoldaşımız, komutanımız Ceren yoldaş, bugün kalkmalı, kalkıp karşımızda yine dimdik durabilmeli.

Ceren yoldaş yaralanıp hastaneye kaldırılınca çok düşündüm, nelerin olabileceğini. Aklıma bin türlü ihtimal geldi, acaba komadan çıkıp tekrar aramıza katılabilecek miydi? Ama çıkmalıydı. Ya çıkamazsa, o zaman ne yapacaktık, bunu çok düşündüm. Ceren yoldaş aramızdayken omuzladığı yükü, sorumlulukları biz kaldırabilecek miydik?

Ceren yoldaşın aramızdan ayrıldığını düşünmek çok zor. İnsan kendisini dipsiz bir kuyuda hissediyor. Sanki seni bir tabuta çivilemişler, diri diri toprağın altında yatıyorsun, işte böyle katlanılmaz bir durum. Ceren yoldaşı tanısaydınız ve onun yanınızdan ayrıldığını düşünseydiniz ne kadar büyük bir boşluk yaşayacağınızı o zaman anlardınız. Ceren yoldaş bir komutandı, her zaman bir öncü kadroydu ve her zaman çoğu insanın sırtlayamayacağı kadar yükü ve sorumluluğu sırtlanırdı. Ben ne zaman umutsuzluğa kapılsam, sorunların içinden çıkamasam, Ceren yoldaşın yanımda olmasına gerek yok, onun yaptıklarını düşünmek bile bana en büyük umut kaynağı oluyordu. Çünkü Ceren yoldaş, hiçbir zaman pes etmez, bir işe başlayınca onun mutlaka sonunu getirirdi. Azmi, yoldaşlarını her zaman düşünmesi ve içindeki yoldaş sevgisi onun en belirgin özellikleriydi. Ha bir de, Ceren yoldaş için önemli olan şeylerden bir tanesi de patlıcan ve domatestir. 🙂 Kendi memleketinde çekilmiş olan İftarlık Gazoz filmini izleyince gözleri hemen dolar; belki aklına evi, annesi, ninesi gelir. Ama kendi evini, ailesini, abisini özlediğini bir kere bile söylememiştir; çok güçlüdür.

Bu satırlardan sonra, tekrar başa dönüp ne olacağını düşünmek, bir dipsiz kuyunun içinden çıkamamak oldukça kahredici. Şu an en çok istediğim şey, Ceren yoldaşın uyanması, iyileşmesi ve bu yazıyı sizlerle paylaşmamak…

Yoldaşı Ertan

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız